11 Aralık 2009 Cuma

En Kutsal Meslek!



Kâinat mimarisinin başyapıtı olan insanı insan yapan, imanı dokuyan ilk nakkaştır ANNE. Cemiyeti istikbale, istikbalin de istikbaline taşıyan en kutsal mesleğin sahibidir ANNE!

Yüceler yücesinin şefkatinden, bir damla düşmüştür annelerinin yüreğine. Bu, okyanustan öyle bir katredir ki; onun düştüğü en ürkek yürek bile yavrusunun müdafaasında aslana aslan kesilir. O tecelli ile lokmasından, uykusundan, rahat yaşamak arzusundan, gerektiğinde bütün arzularından ve bazen yaşamaktan bile vazgeçer ANNE! Kâinat ağacına mükemmel bir meyve yetiştirmek için hava olur, su olur, ateş olur, toprak olur ANNE!

“Bir sene sonrasını düşünürsen buğday ek! On sene sonrasını düşünürsen ağaç dik! Yüzyıl sonrasını düşünürsen eğer İNSAN YETİŞTİR!” Kâinat mimarisinin başyapıtı olan insanı insan yapan, imanı dokuyan ilk nakkaştır ANNE. Cemiyeti istikbale, istikbalin de istikbaline taşıyan en kutsal mesleğin sahibidir ANNE!

Bu sırdır Veysel Karani’nin ciğerlerini kavuran hasrete rağmen ve sevdiği peygambere bir kapının kulpuna dokunuş kadar yakınken  “Annem bana bu kapıya kadar izin verdi. ‘Resulullah’ı gör ve dön’ dedi. Ona verdiğim sözden dönemem!” dedirten ve sevgilisini bir kez göremeden zahmetlerle aştığı çölleri tekrar geri yürüten.

Acıyla kıvrandığı sekerat anında ancak annesinin kendisine hakkını helal etmesinin ardından, tutulan dilinin çözülüp gürül gürül bir kelime-i şahadet ile güzel bir son yaşatan…

Sorulduğunda Efendimiz’e (sav) üç kez ardı ardına “anne hakkı, anne hakkı, anne hakkı!” sonra “baba hakkı” diye ferman ettiren…

Yerlerin ve göklerin yaratıcısına cenneti anaların ayakları altına serdiren işte bu sırdır.

Yaratılmışların merkezinde insan, kâinatın mayasında sevgi! Şu küçük kâinatçık olan insan gerçek bir şahsiyet bulamaz Yaratanı ve yaratılanları sevmeden. Annedir bir insana şahsiyet kazandıran; yaratanı sevmeyi, yaratılanları da yaratandan ötürü sevmeyi hal diliyle anlatan. Çünkü annedir karşılıksız, sınırsız, her şeye rağmen seven. Ve annedir yavrusuna armağan ettiği tebessümlerle sevmeyi öğreten.

Yücelerden inen şu damla! Kâinatta pırıl pırıl parlayan şu küçük ayna! Annelik şefkati! İki cihana da yön veren (hükmeden) ANNELİK MESLEĞİ!



Bu güzel yazı irfan mektebi dergisinin 37.sayısından alıntıdır. Fotoğraf anonimdir.

4 yorum:

Mel'in dedi ki...

Blogumuza yaptığınız ziyeretle tanıştım bu blog ile. İyi ki, de tanımıştım,paylaşımlarınız çok güzel, çok faydalı. Allah razı olsun. Vakti gelince,kısmet olursa, en güzel meslek ''anne''liği hakkıyla ifa edenlerden eylesin Rabbimiz. Sevgilerimle.Melike.

Suz~i Dilâra dedi ki...

Allah razı olsun sizden de. Bloğunuzdaki Hz Ömer'le ilgili olan kıssa çok hoşuma gitti ve kendime baktım bir de.. Ne kadar gerisindeyiz büyük şahsiyetlerin.. Utandım

Adsız dedi ki...

anne olmak. anne başa tac imiş bilemedik. anne yar imiş, anne canan imiş anlayamadık. anneler eli öpülesi, onlar bizim ömrümüz. anne olmak kolay değildir. bizdeki bireyler ve erkekler gerçekten kadının değerini bilmiyor. kadını sadece hayat süsü oalrak görüyorlar. bu islamcısıda, laikide gayrı müslimide böyle. kadın gerçekten erkek için bir gül. annelikte öyle. annelerimize babalarımız gibi bizlerde kaba davranıyoruz. ne zaman annelerimizi gerçekten baş acı yapar, onların dilinden kainatı okur, satrıları yazarsak işte o zaman anne oluruz. çalışmalarında başarılar dilerim
ercan gümüş

DUSBAHCESI dedi ki...

Okurken cok duygulandim. Anne olmak cok zor ama dunyanin en guzel meslegi! Allahim beni kuzumdan ayirmasin. Hic bir cocugu annesiz babasiz birakmasin!

Related Posts with Thumbnails