5 Aralık 2009 Cumartesi

Evlilikte Refika Kavramı

Merhabalar.

Geride bıraktığımız kurban bayramı dolayısıyla ailemin yanına gittiğim birkaç günde aile dostlarımızla sohbet etme imkanım da oldu. Hepsi gerçekten ilim sahibi muhteremler ve yaşam tarzlarına bildiklerini ve öğrendiklerini yansıtabilmiş içi dışı bir insanlar. Konu konuyu açtı derken aile saadeti hakkında geniş bir kaynak dahilinde hasbihal edildi. Oradan çıkarttığım notları sizinle paylaşmak istiyorum. Inşallah bekar olanlarımıza küçük bir rehber ve evli olanlarımıza küçük bir hatırlatma mahiyetinde olur.




Öncelikle huzurlu bir ailenin temellerinin neler olduğu konuşuldu ve bende madde madde çıkartmaya çalıştım.
-Çiftlerin birbirlerine olan sarsılmaz güvenleri
-Hanımdan eşine doğru olan hürmet
-Erkeğin hanımına doğru olan şefkati
-Ve bunların temelini oluşturan sevgi sevgi sevgi..






Konuştuğum insanlar ''den ziyade 'refika' kavramını kullanıyorlardı. Lügat manasına baktığımda 'ortak, arkadaş, , yoldaş, yardımcı' anlamlarına gelen ve büyüklerimiz tarafından özenle kullanılan çok latif bir ifade olduğunu anladım. Aslında eşlerin birbirlerine en yakın 'refika' olmaları gerekiyormuş. Buraya dikkat çekmek istiyorum çoğumuza eşimizin ifade ettiği anlam maalesef çok yalın ve eksik. 'Çocuğumun babası/annesi, evimin temizliğini/yemeğini yapan, eve para getiren, falan mesleğe sahip, falan yetenekleri olan..vs hatta beni en çok şaşırtanlardan biri de bazılarının eşine sadece 'yaşlandığında kendisine bakacak' birisi olarak görmesi.. Uzun bir aradan sonra televizyonu açtım, çoğu kanalda evlilik programları olduğunu gördüm (tvlerle ilgili inşallah ileride bir yazım olacak) biraz seyrettim ve oldukça garipsedim. Evlenmek için başvurulmasını değil tabiki, kişilerin ortaya sürdüğü kriterler beni çileden çıkarttı. Sigortalı olsunmuş, en az 800 lira maaş almalıymış, iki çocuktan çok çocuğu olmamalıymış, daire sahibi olmalıymış falan falan... Evet bunları gördükçe aile müessesesinin ne kadar zayıfladığını, 'refika' olarak kabul etmek bi yana ne kadar basit kalıplara sokulabildiğini müşahade ettim ve içim burkuldu. Oysa eşlerimizin kocalarımızın hanımlarımızın bizim sadece dünya hayatımıza bakan yönleri yoktur, aynı zamanda 'ebedi' hayatımıza bakan yönleri olduğunu yani sonsuzlukta birleşeceğimizi de tefekkür edip eğer bu şekilde bakamıyorsak eksiği kendimizde aramalıyız.


İnşallah ileride bu tür konularla ilgili yazılarım devam edecek şimdilik burada bitirmemde yarar var.
Son olarak Kanun-i Sultan Süleyman'ın eşi Hürrem Sultan'a yazmış olduğu şiiri yayınlamak istiyorum, bakış açılarımızı bir nispette kıyas edebilmemiz için..
Dua ile...


Celis-i halvetim, varım, habibim mah-ı tabanım
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım

Hayatım hasılım,ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
Baharım, behçetim, rüzum, nigarım verd-i handanım

Neşatım, işretim, bezmim, çerağım, neyyirim, şem’im
Turuncu u nar u narencim, benim şem’-i şebistanım

Nebatım, sükkerim, genc,m, cihan içinde bi-rencim
Azizim, Yusuf’um varım, gönül Mısr’ındaki hanım

Stanbulum, Karaman’ım, diyar-ı milket-i Rum’um
Bedahşan’ım ve Kıpçağım ve Bağdad’ım, Horasanım

Kapında çünki meddahım, seni medh ederim daim
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi*’yim hoş halim!

*Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman’ın mahlası)


Bugünkü dille;

Benim birlikte olduğum, sevgilim, parıldayan ayım,
Can dostum, en yakınım, güzellerin şahı sultanım.

Hayatımın, yaşamımın sebebi Cennetim, Kevser şarabım
Baharım, sevincim, günlerimin anlamı, gönlüme nakşolmuş resim gibi sevgilim, benim gülen gülüm,

Sevinç kaynağım, içkimdeki lezzet, eğlenceli meclisim, nurlu parlak ışığım, meş’alem.
Turuncum, narım, narencim, benim gecelerimin, visal odamın aydınlığı,

Nebatım, şekerim, hazinem, cihanda hiç örselenmemiş, el değmemiş sevgilim.
Gönlümdeki Mısır’ın Sultanı, Hazret-i Yusuf’um, varlığımın anlamı,

İstanbul’um, Karaman’ım, Bütün Anadolu ve Rum ülkesindeki diyara bedel sevgilim.
Değerli lal madeninin çıktığı yer olan Bedahşan’ım ve Kıpçağım, Bağdad’ım, Horasan’ım.

Kapında, devamlı olarak seni medhederim, seni överim, sanki hep seni öğmek için görevlendirilmiş gibiyim.
Yüreğim gam ile, gözlerim yaşlarla dolu, ben Muhibbi’yim, sevgi adamıyım, bana bir şeyler oldu, sarhoş gibiyim. Bir hoş hale geldim.



Fotoğraf Zada kullanıcı adlı fotokritik müdaviminden alıntıdır.

2 yorum:

Aslıhan Duran dedi ki...

Bu ülkeyi yıkmak için köklerimizden gelen sarsılmaz aile kavramının yıkılması gerektiğini ve bunun da ancak tv'lerle mümkün olacağını anladılar. Güzel de tuttu oyunları. Hanımlar yazınızda da belirttiğiniz gibi "sigortası olsun, evi olsun, maaşı olsun,..." derken; beyler de "güzel olsun, zayıf olsun, içi boş da olsa mühim değil, dışı hoş olsun..." diyorlar. Oysa kimse "insan mı?", "kul mu?", "Müslüman mı?" diye bakmıyor. Ne zaman geldik bu hâle, ne zaman kaybettik refikayı da bulduk "partner"i !!!...
(urfatutkunu.blogcu.com)

Handenur dedi ki...

Ne güzel söylediniz, "ne zaman kaybettik refikayı.."

Dünyadaki eşimizin ahiret yoldaşımız olacağını idrak ederek "refik" ve "refika" manalarının da içini doldurarak aile hayatını sürdürmeli.. dünyanın güzelleşmesi için temelden başlamalı herşey...

Related Posts with Thumbnails